Her kız t

Nofap

2020.12.02 19:52 hanniballecteer Nofap

Arkadaşlar cidden böyle bir durum var mı? Ben bunu ihtiyaç olarak görüyorum ve yaptığım zaman kendimi daha iyi hissediyorum, bu günde 1 kere falan değil haftada en fazla 2 kere. Bence mastürbasyon yapmamak insanı daha çok strese sokar. Tam olarak araştırmadım sadece kendi fikirlerimi söylüyorum. Bu konu hakkında bilimsel herhangi bir makale varsa okumak isterim. Ayrıca bir insanın düzenli bi sex hayatı olmalı aq. Sadece mastürbasyon ile yürümez bu hayat. Sex insana yüksek miktarda özgüven sağlıyor, sınırlarını aşıyorsun, kendini her konuda geliştirebiliyorsun. Amsalak olmayın ama bir ilişkiniz ve bu ilişkinizde düzenli bir sex hayatı olsun. Biliyorum çok zor, kız arkadaşınızla sınırları aşmak yaşadığımız coğrafyada çok çok zor. Ama yapabilirsiniz buna inanın. Konu nereden nereye geldi amına koyim. Benim soruma yanıt versin bi delikanlı.
submitted by hanniballecteer to KGBTR [link] [comments]


2020.12.02 11:22 wovlxrd soyar soymaz zıbam diye geçirmeyeceksin beyinsiz evladı

kızı soyar soymaz zıbam diye geçirmeyeceksin beyinsiz evladı uzun süre sevişin amk vakit bizim. sonra yavaş yavaş soyacaksın, hala sokmak yok amk evladı. kızı ilk başta yavaş yavaş dokunacaksın, tüm vücudunu gezeceksin o huylanıp, iyice kıvama gelmeye başlayacak. daha ama dokunmadık. am yok daha. şimdi biraz kıvranmaya başladığında, amın etrafına bas çek yapacaksın, hafif dokunuşlarla. bunu yaptıktan sonra, dudağını amın etrafında gezdireceksin. daha yalamak yok. sadece dokundurup çekiyorsun. bir süre devam et. kız uçacak. yavaş yavaş ama yakınlaş, orada da dokundur çek dudağını. ilk sinyali yolladık. şimdi tüm vücudu dudağınla gezmeye başla. bunu yaparken arada sırada öpeceksin. kız kuduracak, hatta titreyecek. amın üst bölgesine geldiğinde öpüp çekeceksin. iyice yaklaşacaksın, bu sırada arada da yalıyorsun tabi. ellerin de hiç durmayacak moruk. ellerin sürekli aktif olacak. sen amı öpmeye geldiğinde, ellerin bacaklarda, göğüste olacak. deli gibi sıkmayacaksın. am'a bir öpücük kondurduktan sonra yavaş yavaş elini ama götürüyorsun ve yukarıya kızı öpmeye çıkıyorsun. biraz orada yedikten sonra yine yavaş hareketlerle, aşağıya iniyorsun ve ama bir dil atıyorsun. sonra kızın suratına bir bak. o şu an burada değil. amı yaladıktan sonra artık iş emmeye gelecek. emeceksin. ellerin sabit durmayacak sürekli oynayacak. emerken kızın suratındaki o azgınlığı göreceksin. sok artık diyecek. amaaaan sakın sokma orospu çocuğu. o kadar yaladın, boşa gider. yalamaya devam. eller durmuyor, amın her tarafını yalayacaksın. kız kuduracak, dakikalarca yalamışlığım var. bu kızı orgazm etmeden bırakmayacaksın. tabi zordur ama bazılarında hemen işe yarar. kız zaten 1-2 dakika sonra yine isteyecek. çıkarıp yarrağı sokacaksın. erken mi boşalma sorunun var? kıza 3 git gel biraz bekle, beklerken kızı öp falan. sonra devam edeceksin. baktın boşalacaksın, pozisyon değiştirme ayağıyla vakit kazanacaksın.
submitted by wovlxrd to kopyamakarna [link] [comments]


2020.12.02 00:23 thealienteen beyler garip bi durumdayım biri beni kendime getirsin

Bi kıza çok uzun süredir tutuldum bırakamıyorum zamanında reddetti beni ve uzak durdum hiç yazmadım hatta unuttum bile. Pandeminin başında konuşmaya bi başladık baya yakın arkadaş gibi bayadır her gün konuşuyoruz, sohbet muhabbet olmasa instagramdan post atıyoruz birbirimize dmden. Bu kız bu aralar bi anda soğudu benden bi anda uzaklaştırdı kendini. Bi ara yazmadığım zaman 2 gün trip atıp neden yazmıyorsun diyen kız şimdi bi anda uzaklaştı soğuk yapmaya başladı nasıl hissedeceğimi biömiyorum amk. Olayı çözsem mi yoksa ben de mi uzaklaşsam?
submitted by thealienteen to KGBTR [link] [comments]


2020.12.01 21:47 familycoonline FAMILY Renkli Kozmetik Makyaj Çantası

FAMILY Renkli Kozmetik Makyaj Çantası

Family’nin renkli kozmetik makyaj çantası kompakt ölçüsü itibariyle yüksek kullanışlılık sunar ve günlük hayatınızda yanınızdan ayıramayacağınız bir aksesuarınız olur. Göz alıcı parlak renkleri ile son derece gösterişli bir çantadır. Bu kozmetik çanta içerisinde taşıyabilecekleriniz sınırsızdır.

Kompakt Ölçüler

24 x 14 x 8 santimetre ölçüsüyle Family renkli kozmetik makyaj çantası günlük yaşamınızda sizi asla rahatsız etmeyecek büyüklüğe sahiptir. Polyester malzemeden yapılmış olması su geçirmez özelliğine katkıda bulunur ve her türlü doğal koşula karşı eşyalarınızı güvende tutar. Bununla birlikte tüm kozmetik ürünlerinizi veya malzemelerinizi rahatça sığdıracak kadar büyüktür ve çok amaçlıdır.

Saklama Alanından Tasarruf Edin

· Gerek aracınız veya uçakla tatile çıkarken gerekse evinizde kullanırken Family renkli kozmetik makyaj çantası ile alandan tasarruf edersiniz.
· Bu kozmetik makyaj çantasını aksesuar çantası veya seyahat çantası olarak kullanabilirsiniz.
· Mücevher, parfüm, ruj, yüz temizleyici, pasaport, okul malzemeleri vb. eşyaları güvenle taşıyabilirsiniz.

Harika Bir Hediye

Family’nin renkli makyaj çantası çok amaçlı yapısı, kaliteli malzemesi ve şık görünümüyle her arkadaş, aile üyesi, kız arkadaş vb. kişiler için mükemmel bir ideal hediyedir. Hijyenik pedlerden, şarj aletine, bozuk paralardan tüm diğer günlük ihtiyaçlara kadar çeşitli eşyaları taşımak için özel olarak tasarlanmıştır.

https://www.familycoonline.com/family-renkli-kozmetik-makyaj-cantasi/
submitted by familycoonline to u/familycoonline [link] [comments]


2020.12.01 18:59 littlefilozofatakan Oluruna bıraktım

içimi dökmek istiyorum biraz karışık anlatıcam dedem tüm gün camiye gidiyo caminin dernek başkanı çünkü ve akşama kadar orda akşam gelince de elini en fazla 5 saniye sabunsuz suya tutuyor ve herkese bağırıyor virüs bulaştırıcaksınız dışarı çıkmayın anca sürtün diye aslında herkes dışarı kendi sebepleri için çıkıyor ama dedeme elini yıka veya cami de virüs yok mu diyince(hep maske takmıyo namaza gelenler diye söylenmesine rağmen)orası allahın evi diye savunuyor tüm gün a haber açık son ses her akşam kavga bıktım orospu çocuklarından dedem dinle kafayı bozmuş anneannem ayrı bi kafa temizlikle kafayı bozmuş annem babamdan ayrıldıktan sonra(ben 7 yaşımdaydım) kafayı kırdı saçma sapan anlatsam roman olucak hareketler ve tutumlar sergiliyo kız kardeşim anneme benzemeye başladı hep trip alınganlık ve kavga etme çabası babam tanıdığım en orospu çocuğu insan zaten ve ne yapıcağımı bilmiyorum maddi gücüm yok ama keşke akıl sağlığım yerinde ve stabil olsa ben hasan aydın dinlerken(tavsiye ederim felsefe videoları atıyo) kavga ediyolar ve hiçbir bok anlamıyorum veya odaya girip kendi kendine konuşuyo annem laf edince de zaten beni sevmiyorsunuz diye söyleniyo 6 yaşında gibi çokça psikoloğa git dememe rağmen kafayı hacı hocalarla fal gibi isim analizi gibi saçma sapan mistik islam safsatalarıyla bozdu her şey sanki çok yolundaymış gibi davranıyo anne yemek bozuşmuş diyorum yok oğlum ne bozulması diyo anlatamıyorum en sonunda o zaman at diyo tamam diyorum sonra ama dedenler kızar diyo attırmıyo hepsi ayrı aptal ve sıkıntılı dedemin eskiden 2 tane dükkanı vardı lahmacun pide vb yapıyolardı birini kundakladılar birini de dolandırarak(artık nasıl kandıysa salak)dolandıranlar kendine almış ama dava falan açmamışlar köyde arsa kalmış onu da almıyo önemli olan öteki dünya diyo ama eskiden kumarbazmış :P kafayı yememek için elimden geleni yaptım 17 yaşımdayım kuzenlerim ehliyet sınavını kazandılar ve araba alıcaklar arkadaşlarım kızlarla geziyo arabaları var paraları var en önemlisi arkalarında duran babaları onları hayata hazırlayan babaları var hiçbir zaman hayatımı yaşayamadım ailemin kaosu beni dalgalarda savrulan yaprak gibi sağa sola savurdu iyice depresifleştim zaten normal bi çocuk değildim küçükken hep ölmek için dua ederdim çünkü hayatımı zehir ettiler aptallar hayatlarını bok etmişler belki çocuk yaparsak onlar doktor falan olur diyip çocuk yapmışlar bu yüzden onlardan nefret ediyorum çevremdeki herkes hastalıklı aptal orospu çocukları tüm gün odamda tek başımayım yaşama isteğim yok param yok sevgilim dostum yok herkes hayvansı içgüdülerle yaşıyo yine de hep birşeyler öğreniyorum düşünüyorum hoşuma gidiyo ama fikirlerimi duygularımı ve aklımı zehirliyo bu dünya ben bunu yazarken bile içerde kavga ediyolar birbirlerine küfrediyolar hep düşünüyorum babam beni neden hiç sevmedi ilgilenmedi dövdü karanlık odalara kitledi sonra sokağa attı ve gitti başka bir kadınla başka çocuklar yaptı ve onlarla çok mutlu oldu ama ben ne olucam parasız duygusuz nefret doluyum sevdiğim kız başka birini seçti benim yerime dostlarım başkalarını seçti herkes beni bıraktı ve başkalarını seçti ne kadar uğraşsam da hiç mutlu olamıyorum bu yüzden uzun süredir uğraşmıyorum bile ben bebekken hep oksijen maskesi takarlardı yıllar önce yine kontrole gittik doktor bana sigarayı acilen bırak yoksa ölüceksin dedi(filmlerdeki gibi :P)ama hiç sigara içmemiştim 15 gün iğne yaptılar ciğerlerim de donmuştu çocukken belki soğuktan ölürüm diye hep cam açık yatardım hala öyledir daha sonra sigara içmeye başladım belki ölürüm diye günde 1 paket içiyorum ama hala ölmedim filmlerde gördüğümüz rezil halde olan saçı dökülen halsiz hevessiz karakter gibiyim tüm gün beynimde anılar düşünceler kabuslar geziyo tüm gün gerçek olmayan şeyler görüyorum bitik haldeyim uyuyamıyorum ama artık önemli değil artık çabalamayı bıraktım bu deliliğin bitmesini bekliyorum bu dünya tımarhane gibi insanlar minik parazitler gibi herşeyi tüketiyolar birbirlerini yiyip bitiriyolar yaşamak benim için kabus gibi artık sadece uyanmayı bekliyorum neyse okuduğunuz için teşekkür ederim içimi dökmek istedim
submitted by littlefilozofatakan to KGBTR [link] [comments]


2020.11.30 17:19 korkmazovic İnsanlık tarihinin en acıklı hikayesi

Bu benim oğullarımın hikayesidir. Oğullarım küçük yaştan beri birbirlerine karşı husumet beslemekteydiler. Karım akıllı TV kazasında vefat ettiğinden beri çocuklara ben bakıyorum. Ben yemek yapamıyorum, sadece köfte gibi hazır yemekler. Bu yüzden çocuklarım için tost makinesi almaya çıktığımda alman markalarına hiç yanaşmadım. Çünkü onların hiçbirinin yağ oluğu yok. Bir gün çocuğum, çenesi büyük olan, CS GO 1.6 Source oynarken kardeşi onu sürekli rahatsız ediyordu. Bu olaydan sonra büyük oğlum şeytani şeyler yapmaya başladı. Her gün kumandayı saklayıp ana haberleri kaçırmama sebep oluyor, mahallede adeta terör estiriyordu. Benimse kutsal damacana izlemekten başka yapabileceğim hiçbir yoktu çünkü ben sadece eski bir ekonomisttim. Küçük oğlum ise kız arkadaşının benliğini sosyal ağlara hapsedip ona siber bombalar yolluyordu. İkisini arasındaki rekabet hiç bitmiyordu. Sevgili biricik oğlum, saçı baron gibi olan, abisinin Metin2 goldbarlarını çalıp, kendisine dana rosto ikram edip midesini şenlendirdi. Bense kendimi şans oyunlarına adamıştım. Pokerde kaşlarımı kaybettiğimden beri gözlerime gram uyku girmiyordu. Artık çocuklarıma hükmediyor, giderek erkeklik tozuna olan ihtiyacım artıyordu. Bunun için oyuncak mağazalarına sipariş vererek, yanaklarıma saç ektirdim. Günler geçtikçe Yugioh kart koleksiyonumu tamamlamaya da adım adım yaklaşıyordum. Ayrıca Sagopa kaCmer dinlemeyi de bırakmıştım çünkü o gereksiz bir kişiliktir. Her şeyden ümidi kesmiştim ama çareyi Starbocks'ta yüksek meblağda paralar harcayarak buldum. Bu sırada çocuklarımın arasındaki sükunetten eser yoktu. Küçük oğlum, büyük oğlumun zayıf noktasını, yani alnını keşfetmişti. Büyük oğlum ise insan üstü güçlere sahip olabilmek için bıyığına rakun iliği enjekte etmişti. O günden sonra onu gören olmadı. Şimdi yalvarıyorum, buraya kadar kimse dinlememiştir zaten ama sizden ricam büyük alınlı ve baron saçlı bir çocuk görürseniz derhal onlara yüksek sesle un forastero en el mundo diye bağırın. Bu gizli bir geçit açacak ve sizi Ciddi Jacop'ın yanına ışınlayacaktır. Orada hakikati bulacaksınız, lütfen Ramiz köftecisinden köfte ve pide yemeyin, sadece sütlaç şaklatın. Teşekkür ederim.
submitted by korkmazovic to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.29 19:44 SnooTomatoes3856 her gün bir flood 15

sıçarken sevgilime yakalandım

beyler kız arkadaşımla 1,5 senelik bir ilişkimiz var, vardı...
:( çok utanıyorum beyler anlatırken bile, hayatım kaydı lan ben bu kızla ciddi düşünüyordum amk. ayrılma konusuna bak keşke aldatsaydım,en azından bir gururum olurdu. kız beni tanımasın diye yüz nakli yaptırmayı düşünüyorum. allahtan kız yakınlarına filan anlatamayacak
beyler şimdi sevgilimle buluşmak için malum dün on dört şubattı saat ayarladık, akşam 9 gibi sokaklarının başına gittim, yarım saat erken gitmiştim. ve acayip sıçasım vardı oturduğu yerde de herkes yazlıkçı kimse yok arazi zaten amk araba geçmiyo haritadan silik gibi bir yer.
neyse beyler dayanılacak gibi de değil, zaten yarım saat var bir de bu geç kalır ben iki dakika da şuraya çövdürürüm dedim. demez olaydım :( iki evin yanında ki araya girdim karanlık zaten hiç bir şey gözükmüyor, indirdim pantolonu montun cebinde selpak vardı onu da çıkardım.lan ıkınıyorum ıkınıyorum, sıçamadım üç dört dakika sonra arkaün tırrrrrrrrrrrruuuuooo osuruğu ile betona yarım kilo tak bıraktım. hafiften de isal olmuşum sıçtığım yer de biraz yamaydı,tak suları vs. betondan kayarak sokağa doğru ilerliyor.
lan diyorum kafamı gibeyim şimdi kızla buluşucam buraya gelipte kimsenin sıçmadığını anlar benden şüphelenir mi elim arkaüm tak kokar mı söyleniyorum kendime , hay yapacağın işi gibim vs. diye
tam o sırada telefonum çaldı kapatmaya uğraşırken baya bi duyuldu sesi, ikinci kez çaldı en sonunda telefonu komple kapatabildim. arayan sevgilimdi , sinirden ağlıyorum ama
o hırıltılı sesime ve telefon sesine;sokağın başında ki sevgilim yavaş adımlarla gelmeye başladı. attığı her topuklu adım, canımdan can aldı.
en son gelip kafasını aralığa ufaktan uzattı. çok da güzeldi be kırmızı elbisesi , kırmızı topuklu ayakkabıları.
telefonun ışığını bana doğru tuttu.ben ise çömelmiş ve altımda yarım kilo tak ile ona bakıyordum. sonra hafiften kendini akan tak sularından korumak için geri çekti.
hiç bir şey demeden çekip gitti sonradan şu mesajı attı: her şey bitti. artık birbirimizin yüzüne bakabileceğimizi sanmıyorum. merak etme anlaşamadık ayrıldık diyeceğim çevremize, böyle bir rezilliği bende kaldıramam. hoşça kal , sakın beni arama, zaten arayacağını sanmıyorum...
submitted by SnooTomatoes3856 to akagas [link] [comments]


2020.11.29 19:14 sametabi4588 Tavsiye lazım kgb

Arkadaşlar benim derdim çok farklı birazdan anlattıklarımdan sonra sen ne değişik adamsın bile diyebilirsiniz anlarım olay şöyle ben kız milletiyle konuşmayan arkadaş bile olmayan kendi halinde bir çocuktum aradan yıllar geçtikten sonra lise sonda bir sapığım oldu ve aradan bir mühlet geçtikten sonra sevgili olduk ama bir sorun vardı ben asexüal dim yani sex e dair hiçbir şey yapmayan hissetmeyen biriydim 18mde ilk o kızla konuştum o zamana kadar elime fırsat geçmesine rağmen sex yapmadım veya mastürbasyon çekmedim ve durum böyle olunca kız benden ayrıldı aradan 2 yıl geçti ve 20 yaşıma geldim üniversitede bir sevgilim oldu ve birbirimizi çok seviyorduk evliliğe bile giderdi ama ailesi sıkıntılıydı anne babası ayrı cahil ve hastaydı erkek kardeşi ise zihinsel engelliydi ben yine de onu istiyordum o da beni fakat global bir virüs bizi ayırdı (şansımı skm) sadece ona karşı şehvet hissedebiliyordum ama onunla da en azından şimdilik cinsel ilişkiye girmek istemiyordum ayrıldıktan sonra hayatımda ilk defa mastürbasyon yaptım 20 yaşında ve her gün yapmadan duramıyorum bazı günler 3 defa genelde 2 defa her gün ne yapmam gerekiyor tavsiye verirseniz sevinirim daşşak geçmeden lütfen ne abim var ne de büyüğüm babam ise bir orospu çocuğu dişini kırdığım için konuşmuyoruz tavsiye lazım ne yapmam lazım
submitted by sametabi4588 to KGBTR [link] [comments]


2020.11.29 00:38 hanniballecteer BENİM SINAVIM

Arkadaşlar, hepinizi insan olduğunuz için çok seviyorum. İyi ki varsınız. Sözlerime bu cümleler ile başlama sebebimi yazım bittiğinde anlayacaksınız. Hayatım boyunca hep sevdiklerimle sınandım. Kimi çok sevdiysem kavuşamadım. Kız arkadaşım değil tek konu. Ailem de buna dahil. Neden bilmiyorum ama her şeye göğüs gerip hiçbir şeyden korkmayan bir insanken bu beni artık çok korkutuyor. O kadar çok şey yaşadım ki hepsini kaldırabiliyorum ama sevdiğim insanlara kavuşamamak, bir şekilde sevgimin piç edilmesi beni çok yordu ve artık bu durum beni ölümden bile çok korkutuyor. Kimseyi sevmemeye yemin ettim bugün. O kadar derinden üzüyor ki beni, gözüm korktuğu için bu yemini ettim kendime bugün. O kadar saf, o kadar güzel seviyorum ki herkesi neden benim sevgimi böyle merhametsizce piç ediyorlar anlamıyorum. Artık inancım kalmadı. Artık dermanım kalmadı. Hayal kırıklığına uğrayacak tek bir anım bile kalmadı. Ne olursa olsun insanları çok sevmeyin, sevdiğiniz insanların sizinle kalmasını istiyorsanız onlara sevginizi dibine kadar belli etmeyin. İstiyorum ki sevdiğim insanı içimden geldiği gibi sevebileyim, çok seversem veya belli edersem sevgimi piç eder diye düşünmek istemiyorum ama durum böyle. Ben sevgi konusunda hep hassas oldum. Dışarıda onlarca kavga verdim yeri geldi bıçak yedim yeri geldi bıçak vurdum ama sevdiklerimin yanında bambaşka birisi oldum. Tek bir söze kandım. Tek bir gülümsemeyle yapılan her ihaneti unuttum. Bunu aşamayacağım. Aşılabilinir bir şey değil bundan eminim. Bütün hesaplarımı kapattım en son yaşadığım ayrılıktan sonra. Köşeme çekildim ve sadece dostlarımla kaldım. Ne yeni bir dost edinirim ne de yeni bir kızı severim. Evet şu an insanların çok daha büyük dertleri var. Kızıyorum kendime bazen böyle ufak tefek şeylere üzüldüğüm için. Bu konuda yaşadığım üzüntüler benim için çok büyük. Bundan daha büyük sıkıntılarım var ama sikimde olmuyor kafamdan atıyorum. Lafın kısası sevdiklerinizi çok sıkmayın, sevdiklerinize sevdiğinizi belli etmeyin. Vazgeçebilir gibi davranın. Umarım hayatta karşınıza çıkan her şey gönlünüzce olur. Üzdüysem özür dilerim. İçimi dökmek istedim sadece. Lütfen yarına dair umut dolu bakın çünkü elimizden umudumuzu alamazlar eğer onu da kaybedersek kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, yaşayan bir ölü oluruz. İyi geceler.
submitted by hanniballecteer to KGBTR [link] [comments]


2020.11.28 19:41 kadir-exe Size sex hikayesi yazdım

Bir yaz akşamıydı, keyfim çok yerindeydi, hem neden mutlu olmayayım ki? Hayat güzel, nefes almaktan bile zevk alıyordum. Hava çok güzeldi, dışarı çıkmaya karar verdim. Güzel yaz gecelerinde 11 den sonra dışarıya çıkmak alışkanlığımdır, kulaklığımı taktım, aynada kendime baktım, dışarı çıkmaya hazırdım. Dışarıda hafif bir meltem bacaklarımın arasından esiyor, her esişinde daha da mutlu ediyordu beni. Derin bir nefes aldım, yaşadığımı ve mutlu olduğumu iliklerime kadar hissettim. Yürüdüm, yürüdüm... şehrin içindeki parka geldim, nam-ı diğer aşıklar parkı, adını burada öldürülen iki aşıktan alıyordu bu park, bir central park olmasa da ağaçların arasında olmak, doğa ile iletişime geçmek her zaman rahatlatır beni. Biraz yürüdükten sonra parktan çıktım, barlar sokağına gelmişken bir sigara yaktım, o sırada yandan bir bağırış işittim, “sanırım birisi fazla içmiş” diye düşünürken bir kadın çığlığı duydum ara sokaktan, adımlarımı oraya çevirdim ve sokağa girdim, karanlık sokakta sesin olduğu yöne koşar adım gidiyordum. Derken tahmin ettiğim manzarayla karşılaştım, çok içmiş birisi kadına sarkantılık yapıyordu, kadını o karanlıkta seçemiyordum ama iyice yaklaşmıştım. Adamın yanına vardığımda kadına doğru hamle yapmıştı, kolunu tuttum yüzünü bana dönünce bir tane yumruk attım, zaten sarhoş olan adam yere yığılıverdi, bunda biraz benim kalıplı olmamın da payı vardır belki. Kadına döndüm, “İyi misin?” (Nefes nefese) “iyiyim.” Dedi. Ardından “çok teşekkür ederim, ben Sude” “Önemli değil, sesini duymam şanstı. Ben de Kadir, memnun oldum.” Dedim. Beraber sokağın çıkışına doğru yürümeye başladık. Sude “bu sokak çok karanlık, beni korkutuyor” dedi. “Sanırım bu sokak belirsizliğini senden almış” dedim. Ufak bir gülücük attı. Sokağın çıkışına geldik, artık net bir şekilde görebiliyordum, kızıl saçlı, beyaz tenli, ela gözlü 1.67-8 boylarında çok güzel bir kadındı, balık etli değildi ama oldukça dolgun göğüsleri vardı, inanın bana hayatımda bir kadından hiç o kadar etkilenmemiştim. “İstersen seni evine bırakayım” dedim. “Hayır gerek yok, tekrar teşekkürler” dedi. Sesinden ve mimiklerinden ne kadar dominant bir kadın olduğu anlaşılıyordu. “İyi geceler dilerim” dedim ve gidişini izledim. Sokağın köşesinden sağa döndü, dönmeden önce son bir kez daha bana bakış attı. O gün resmen büyülenmiş gibi eve döndüm, nasıl gittiğimi bile hatırlamıyorum. Ertesi gün sadece onu görmek için aynı saatte barlar sokağına gittim oturdum tek başıma içmeye başladım ama sarhoş olmadım, 1-2 bira içip kalktım, sokaklarda başıboş dolaşmaya başladım, bir spor salonundan çıkarken gördüm Sudeyi, göz göze geldik, bana baktı, kaçamak bir gülüş attı. “Bu gece seni görmek çok istedim” dedim, “güzel bir gece, güzelliğini senden almış.” Hoşuna gittiğini anlamıştım. “Sanırım biraz içmişsin” dedi. Sarhoşum zannediyordu, bozuntuya vermedim. “Bütün gün seni düşündüm, aşk gerçek midir?” Diye sordum. Yüzüne alaylı bir ifade takındı, “evin nerede senin?” Diye sordu, evimi tarif etmeye başladım sarhoş taklidine devam ederek, koluma girdi. Evimin kapısına geldiğimizde anahtarı çıkardım ama kapıyı o açtı, asansöre bindik, dairem 13. Kattaydı, gözlerine bakmaya başladım, o da bana bakıyordu, kalbimin gittikçe daha hızlı atmaya başladığını farkettim, sanki kalbim benimle konuşuyordu. Gözlerinin içine sanki dünyada başka kadın yokmuşçasına baktım, sadece bir mimik bekliyordum. Ağzının birazını açtı, aldığı nefesi yavaşça yüzüme verdi, tenime nefesininin sıcaklığı değdiği anda dudaklarına yapıştım, o da karşılık verdi. Her hali ile dominantlığını gösteriyordu, asansörün içinde bir o yana bir bu yana çarparak öpüşüyorduk, katıma geldik, biraz yavaşlayarak kapıyı açtım, sonra da dairemin kapısını. Kapıyı kapattığım gibi elimde ne varsa yere bıraktım, o da küçük çantasını atmıştı tekrardan öpüşmeye başladık, yatak odama doğru öpüşerek giderken ellerim de boş durmuyordu, sürekli omuzlarına, kulak arkasına, saçlarına dokunuşlar atıyordum, hiç konuşmuyor sadece sevişiyorduk. Yatak odama girmiştik, Sude üstümdeki kırmızı tişörtü çıkardı, ben de onun üstündekini. Sudenin dudaklarından aşağılara inmeye başladım, öperek boynuna indim, o sırada altını da çıkarttım sudenin, siyah iç çamaşırlarıyla kalmıştı, benim de sadece boxerim vardı üzerimde. Sudeyi sırtüstü yatırmışken bir anda üstüme çıktı, alt dudağımı ısırdı, ben de sütyenini çıkardım muhteşem memeleri vardı, beyaz teni ile adeta bir tanrıça gibiydi. Dolgun göğüslerine yapıştım, göğüslerini emiyordum, göğüs uçları dimdik olmuştu, elleriyle kafamı bastırdı, nefesim kesiliyordu. Ben de boxerimi çıkarttım, amını iç çamaşırının içinden hissedebiliyordum, ıslanmıştı. Sikime sürtünürken nemlendirmişti. Nihayet göğüslerini emmeyi bıraktım, tekrardan üste çıktım, iç çamaşırının altını da çıkardım, pembe daracık bir amı vardı, çok sulanmıştı, amını yalamaya başladım, o sırada nefes alışları hızlandı, hızlandı. “Devam et durma” dedi. Amını yalıyordum, amını emiyordum, o kadar güzeldi ki. Kafama ellerini attı saç diplerimi okşuyordu, amını yalamaya devam ettim. Bir süre sonra kafamı kaldırdım, artık içine girmek istiyordum. “Hayır” dedi, “onu ağzıma koymanı istiyorum” ayağa kalktım önüme eğildi ve sikimi yalamaya başladı, ufak dil darbeleri atıyordu, eliyle sikimi sıvazlarken başını emiyordu, sonra hepsini ağzına aldı, zevkten dört köşe olmuştum. Beni delirtiyordu. Sonra sikimi ağzından çıkarttı, taşşaklarımı emmeye başladı, emdi, emdi... taşşaklarımı emmeyi bitirince beni yatağa itti, üstüme çıktı. Sikime sürtünüyordu, beni domine ediyordu. Amı çok ıslaktı artık sadece sokmak istiyordum, üstüne oturdu yarrağımın, yavaşça zıplamaya başladı daracık amı sikimi zar zor almıştı. Gittikçe daha da hızlı zıplamaya başladı, göğüsleri önümde hopluyordu, göğüslerini emmeye başladım, ben emdikçe daha da hızlı zıplıyordu. Artık dayanamıyordum, kontrolü elime almam gerekiyordu. Sırtüstü yatırdım sudeyi, amına sürttüm tekrardan yarrağımı “lütfen sik beni” diyordu, biraz daha sürttürdükten sonra soktum, içinde gitgel yaparken tırnaklarıyla sırtımı çiziyordu, her inleyişinde daha da hızlanıyordum, sıcacık amcığının içinden çıkmak istemiyordum. Bembeyaz teni tenime değdikçe adeta nükleer enerji oluşturuyordu. Amının derinliklerinde kayboluyordum, ben siktikçe inleyişlerinden arta kalan zamanda “devam et devam et sik beni çok güzel” diyordu. Hızlandım, daha da hızlandım. Sonra boşaldığını farkettim, sikimi çıkartıp o boşalırken amını okşamaya başladım. Sonra yüzüstü yatırdım sudeyi, başını zorlayarak götüne soktum, sikim sudenin götünde ilerledikçe daha çok çığlık atıyordu, daracık götünü sikmeye başladım sudenin, götünde gitgel yaparken bağırmasın diye ağzını kapattım, götü o kadar yumuşaktı ki, ben siktikçe bembeyaz teni dalgalanıyordu. En sonunda dayanamadım ve sikimi kökleyip Sudenin götüne boşaldım. İçinden çıkarttığımda Sudenin gözündeki minnettar bakışı gördüm, gözlerinin içine baktım. “Seni seviyorum” dedim. “Ben de seni seviyorum” dedi, terden sırılsıklam olmuştuk, sarıldı bana, başını göğsüme koydu, öyle uyuyup kalmışız... Aklımı başımdan alan bu kız gerçekten beni seviyor sanırım, yarın onun evine gideceğim. Görüşmek üzere...
submitted by kadir-exe to KGBTR [link] [comments]


2020.11.28 19:14 SnooTomatoes3856 her gün bir flood #14.2

hayatımda okuduğum en mükemmel flood okuyun okutturun. masterpiece...
Sizlerle hayatımda söylediğim en büyük yalanı pylaşmak istiyorum. Anlatacağım hikaye yarım falan değildir. Rahatlıkla okuyabilirsiniz. BÖLÜM 1 2015 yılıydı. Liseyi yeni bitirmiş üniversite sınavına girmiş ama barajı bile geçememiştim. Zaten kimsenin de benden pek bir umudu yoktu. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamıştım. Annem ev hanımı, babam ise işi olmayan arada bir inşaatlarda amelilik yapan birisiydi. Zar zor geçinir kirayı bile zor öderdik. Birde benden 3 yaş küçük kız kardeşim var. Onun dersleri çok iyiydi. Bu yüzden benden umudu kesmişler, annemle babam bütün umutlarını ona yöneltmişlerdi. Bir gün babam sevinçli bir şekilde eve geldi. Yüzü gülüyordu. Eve gelir gelmez bizi salona çagırtmıştı. Babamın yanına gidip "Ne oldu baba?" diye sordum. Babam da heyecanlı heyecanlı anlatmaya başladı. "Bugün fabrikada kolileri kamyona yüklerken, fabrikanın patronuyla biraz konuştuk ona durumumu anlattım. O da bana Çanakkale'de bir fabrikasının daha olduğunu orada da elaman lazım olduğunu söyledi. Köy yeri olduğundan kiraları çok ucuzmuş hem de temiz hava alırız" dedi. Annem babama "Peki aylık maaşın ne kadar orada geçinebilecek miyiz?" diye sordu. Babam "2000 tl para alacağım. Hem bizim oğlan da işe girer biraz faydası dokunur." dedi. Babam kararlıydı kafası yatmıştı bu işe. Annem de kabul etti. Benim de zaten okulum bitmişti, çalışmaktan başka çarem yoktu. Bir kaç güne bütün eşyalarımızı toplayıp Çanakkale'nin köyünde tuttuğumuz eve taşındık. Yeni evimiz bayağı büyüktü. İlk defa kendime ait bir odam olacaktı. Köy de çok güzeldi. Denizi bile vardı. Bir kaç gün içinde eve yerleştikten sonra babamın bahsettiği fabrikaya gittik.
BÖLÜM 2 Bizi müdürün yanına çıkarttılar. Müdürün odasına girdiğimizde karşısında ayakta bekledik. Bu beni bayağı sinirlendirmişti. Benim için sorun değildi ama babamın öyle müdürün karşısında gariban bir şekilde beklemesi benim zoruma gitmişti. Müdür babam ve beni işe almıştı. Tabi ki de babamın fabrikanın sahibi ile geldiği ufak bir ayrıcılık vardı ama çokta umursanacak bir şey değildi bu. Tam kapıyı açmış dışarı çıkacaktım ki, karşıma çok güzel bir kız çıktı. Ne güzel kız diye geçirdim içimden. Kız yüzüme bile bakmadan müdüre "Baba" diye seslendi. Demek bu kız müdürün kızıydı. Hiç olmassa öğrenmiş olmuştum. Ertesi gün babamla birlikte işe başladık. Bu çalıştığımız fabrika balık fabrikasıydı. Kadınlar balıkları kılçıklarından ayırır benle babam da çöplerini atardık. Böyle çalışırken yanımıza bir tane araba durdu. Eski bir dobloydu. İçinden müdür ve kızı indi. Müdürün kızı direk yanımıza gelerek bana "Ne yapıyorsunuz siz?" diye sordu. Bende kıza "Çöpleri atıyoruz" dedim. Benim yaşımda olan bir kızın karşısında böyle bir vaziyette durmak beni utandırmıştı. Ayağımda çizme üştüm başım balık pisliği. Daha sonra kız babasının yanına giderek "Baba ne pis kokuyorlar, midem bulandı" dedi. Bunu iki kulağımda net bir şekilde duymuştu. Nasıl üzüldüm anlatamam normal şartlarda elimde ki bir kova balık pisliğini kafasına dökerdim ama bu iş babam için çok önemliydi. Belki kızın dediğini duymuştu ama duymamazlıktan geliyordu. Aradan aylar geçti ben ve babam hala balık çöplerini atıyorduk. Mola saati geldiğinde babamla birlikte bahçeye oturup dinlemeye başladık. Yanımıza müdür ve karısı gelerek babamla konuşmaya başladı. Müdürün karısı lafı üniversite sınavına getirdi. Bana bakarak "Sen girmiyor musun. Gerçi girsen de kağıt israfı olur" diyerek gülmeye başladı. Ulan ne biçim insanlardı bunlar. Hiç umursamamış gibi yaparak müdürün karısına "İstesem tam puan alırım o sınavdan sadece yapmak istemiyorum" gibi saçma bir cümle söylemiştim. Babam bir şeyler söylemek istiyordu ama diyemiyordu. Babamın bu huyundan nefret ederdim. Babam yeri gelince başlarım lan işine diyebilecek bir adam değildi. Tamam efendim, olur efendim diyenlerdendi. Müdür bana "Bizim kız bu yıl hukuku düşünüyor, en iyi dershaneye gidiyor" dedi. Bizimle uğraşıyordu bunlar yoksa ben mi öyle zannediyordum. Müdüre bakarak "Ben hiç bir dershaneye gitmeden de sizin kızınızı bu sınavda rahatlıkla geçebilirim" dedim. Müdür bu lafıma kızmış olmalı ki sert bir şekilde "Mola bitti" dedi. Babamla birlikte tekrardan balık çöpü atmaya devam ettik.
BÖLÜM 3 O gece yatağımda yatarken bunlar gibi şerefsizlerin genelde dizilerde olduğunu düşünürdüm ama gerçekte de varlarmış. Kendi kendime düşünürken aklıma bir fikir geldi. Üniversite sınavına daha 1 aydan fazla bir süre vardı. Eğer bu zaman içinde bir kitap alır sıkı çalışırsam gerçekten de kızlarını geçebilirdim. Bunları düşünürken uyuya kalmışım. Sabah babam beni işe uyandırdı. İşe gidip tekrardan çöpleri atmaya başladık. Babama "Baba ben üniversite sınavına hazırlanmak istiyorum. 1 ay kaldı derslere çalışıp adam akıllı bir iş sahibi olabilirim" dedim. Babam biraz düşündü "Sen yapamazsın işine bak" dedi. Ben de "Baba işten çıkıcam bugün" dedim. Babam hiç bir şey demedi. Molaya çıktığımız vakit müdürün odasına giderek "Ben istifa ediyorum" dedim. Müdür de "Ne oldu neden istifa ediyorsun?" diye sordu. Bende "Bir nedeni yok sıkıldım" diyerek odadan çıktım. Üzerimi değişip köyde bulunan bir kırtasiyeye girip üniversiteye hazırlık kitabı aldım. Eve gittiğimde kapıyı annem açtı. Bana şaşırarak baktı "Niye erkenden geldin?" diye sordu. Bende anneme "İşi bıraktım" dedim. Anneme bayağı bir laf anlattıktan sonra odama girip kitabı açtım. Yapacaktım, kararlıydım. Kimse bana inanmıyordu herkesi pişman edecektim. Başladım kitabı okumaya. Aradan 5 6 dakika geçmişti ki çok sıkılmıştım, resmen uykum geliyordu. Bu 1 ay ders çalışmak yerine cebimde ki parayı dışarıda gezerek harcadım. Sınav günü geldiğinde Çanakkale merkeze kadar gitmiştim. Sınavda zorlanıyordum hiç bir şey bilmiyordum ki. Ama matematiğe gelince bilerek öğretmenlerden boş kağıt isteyip duruyordum. Matematiği yapıyormuşum gibi gösteriyordum kendimi. Sürekli kağıt isteyince herkes bana bakar olmuştu, kendilerince zeki çocuk diyorlardı herhalde bana. Oysa ki kağıda soruların aynısını yazıyordum sadece. Sınav bitmiş eve giden otobüse binip kafamı koltuğa iyice yaslayıp düşünmeye başladım. "Annemle babam haklılardı ben yapamazdım bunu. Bana göre değildi. Müdürün kızı beni çok rahat geçerdi." Aradan biraz zaman geçtikten sonra sınav sonuçları açıklandı. Sonucuma bakmama gerek yoktu. Ama ne kadar kötü olabilirdi ki? Merakıma yenik düşüp sınav sonucumu açtığımda ilk girdiğim zamankinden daha da düşüktü. Ne salaktım ben. Keşke müdüre ve karısına sizin kızınızı rahatça geçebilirim demeseydim. Böyle mal mal otururken aklıma bir şey geldi. Öğeyi denetle ne güne duruyordu ki. Bunu ne müdür ne de karısı bilirdi. Hemen öğeyi denetle yaparak aldığım puanı düzelttim. Kendimi dereceye soktum neredeyse. Puanlarımı yükselttikten sonra internet cafeciden kağıda yazıcı ile çıkarttım. Kağıdı alır almaz babamın yanına yani fabrikaya gittim. Fabrikaya geldiğimde müdür karısı ve kızı masada oturmuş konuşuyorlardı. Kızları ağlıyordu. Ne güzel zamanlamaydı. Babam ise biraz arkalarında oturmuş çay içiyordu. Babamın yanına giderek biraz da duyulacak bir şekilde "Baba bak puana derece yapmışım" dedim. Babam elimde ki kağıda bakıyordu ama hiç bir şey anlamıyordu. Normal puanımı bile getirsem babam anlamazdı. Bana bakarak "Afferim oğlum" dedi. Daha sonra müdürün karısı bana seslenerek "Getir bakayım" dedi. Göğsümü kabarta kabarta yanlarına gidip elimde ki kağıdı gösterdim. Kadının yüzü düşmüştü. Kızına bakarak "Bu çocuk bile seni geçmiş" dedi. Hemen araya atladım. "Yalnız ben derece yaptım yani bir çok insanı geçtim. Aslında lys' de girerdim ama gerek yok ondan da yüksek puan alırım benim için önemli olan ygs'di. Oda çok kolaydı. Hiç çalışmadan derece yaptım. Bu sınavda zorlanan boşuna deniyordur." dedim. Bunları söyledikten sonra babamın yanına gittim. İçimde ki o boşluk dolmuştu resmen. Bu son bir kaç hafta güzel geçmişti.
BÖLÜM 4 Sıra da tercih vardı. Bunu da bir şekilde atlattım. Ama üniversite zamanı gelince ne yapacaktım ki? Annemlere yalandan "İstanbul'da bir üniversite kazandım" dedim. Yalan yalanı doğuruyordu sürekli. Artık gerçeği de söyleyemezdim. Boku çıkmıştı yani. Bir gün köyde dolaşırken kendi kendime "Ne yapacağım lan ben" diye söyleniyordum. Birden omzuma biri dokunarak "Napıyon lan" dedi. Bu arkadaşım Sedat'tı. Sedat'la muhabbet ederken bana "Antalya'da bir otelde çalışacağını söyledi." Orada yatıp kalkıp, yiyip içecekti. Birden kafama dank etti. Çok iyiydi. Bende Antalya'ya gidip orada çalişabilirdim. Hemde evdekilere üniversite gidiyordum diyebilirdim. Sedat'a bana da iş ayarlaması için ikna etmiştim. Okulların açılmasına az bir süre olmasına rağmen Annemle babama "Ben gidiyorum artık İstanbul'da ki kyk yurduna gitmem gerekiyor" dedim. Annem ağlamaya başladi babam ise neredeyse cebinde ki bütün parayı vermeye razıydı. Babam bana bakarak "Oğlum kusura bakma sana inanmadık, özür dileriz." dedi. Aşırı kötü olmuştum. Ah bir bilselerdi gerçegi ne derlerdi acaba. Bir kaç gün içinde valizimi toplayıp evdekilerle vedalaştıktan donra Sedat'la birlikte Antalya'nın yolunu tuttuk. Otele geldiğimiz de çok iyi insanlar bizi karşıladı. Bize yatacağımız yeri gösterdiler. Yemek ikram ettiler. Ne yapacağımızı söylediler. Bunlar da çalışanlardı, ve gerçekten de güzel insanlardı. Sedat daha önceden bu işi yaptiğı için otelde belboy olarak çalışıyordu. Ben ise otelin restourant bölümünde komi olarak çalışıyordum. Garsonun arkadasında dolanır, müşterilerin boşlarını toplardım. Aradan aylar geçmiş evdekiler beni arıyor "Okul nasıl gidiyor?" diye soruyorlar. Bana güveniyorlardı. Benim onlara yalan söyleyeceğimi tahmin etmiyorlardı. Bir şekilde durumu idare ediyordum. Babam para göndermek istiyor kabul etmiyordum. Yurtta her şey bedava paraya ihtiyacım olmuyor diyordum. Bir gün restourantın mutfağında yemek yerken beni resepsiyondan çagırdılar. Üstümü başımı düzeltip resepsiyona indim. Resepsiyonda ki adam "Sedat'ı bir yere yolladım şu müşteriyi odasına kadar götür" dedi. Bende kabul ettim. İlk defa birisini odasına götürecektim. Resepsiyona "Kimi götüreceğim" diye sorduğum da bana eliyle "Şu bayanı" dedi. Kadının yanına giderek ögrendiğim bir kaç kelime ingilizce ile "Please, follow me" dedim. Ben bir kaç adım atmıştım ki kadın bana bakarak, gözleri ile elinde ki valizi gösterdi. Doğru ya valizleri biz taşıyorduk. Gidip kadının elinde ki valizi aldım. Valiz ya çok ağırdı ya da ben çok güçsüzdüm. Allah'tan tekerlekleri vardı da götürebiliyordum. Asansöre bindiğimiz de kadının yüzüne baktım. Sanki hayattan bezmiş her an intihar edecek bir tipi vardı. Ama gayette güzel bir kadındı. Hatta çok güzel bir kadındı. Kadın yere bakıyor ben de kadına bakıyordum öylece. 11 kat bu şekilde çıktıktan sonra elimde ki kartı okutup odasına girdik. Odaya girer girmez kadın kendini yatağa attı. Ağzım açık bir şekilde kadına baktım. Elimde ki valizi bir köşeye bıraktım. Odadan tam çıkıyordum ki, kadın seslendi. Yatağın üzerine oturmuş bana bakarak ingilizce bir şeyler söylüyordu. Hiç bir şey anlamıyordum. Kadına bir şey söylemek istiyordum ama konuşmama fırsat bile vermiyordu. Tam o konuşurken odaya Sedat geldi. Sedat'ı görür görmez bi rahatlama gelmişti. Sedat'a "Bu kadın bir şeyler diyor anlamadım, sen konuş ben gidiyorum" dedim. Sedat "Tamam kanka" dedi. Odadan çıkana kadar kadın gözlerini benden ayırmadı. Restoranta çıkıp yine boş işleri yapmaya devam ettim.
BÖLÜM 5 Ertesi gün sabah kahvaltısında çalışırken o kadın geldi. Kahvatısını alıp bir masaya oturup yemeğini yemeye başladı. Yemeğini bitirdikten sonra boş tabaklarını almaya gittim. Tabağı alırken kadın kafasını kaldırıp bana öfkeli bir şekilde baktı. Yanlış bir şey mi yapıyordum, niye böyle bakıyor lan bu kadın? Tuttuğum tabağı bırakıp hemen şefin yanına gittim. Şefin yanına giderken arkama baktığımda kadın kafasını çevirmiş hala bakmaya devam ediyordu. Şefin yanında dururken restorant müdürü beni yanına çağırdı. Müdür bana " Sen bundan sonra gececi olarak çalışacaksın" dedi. Gececi çalışan çocuk vardı. Müdüre "Gececi ne olacak o da gündüze mi geçecek?" diye sordum. Müdür "Onun annesi hastalanmış memleketine gitti. O gelene kadar sen bakacaksın" dedi. Bende kabul ettim. Zaten kabul etmekten başka çarem yok. Mecbur yapacaktım. Hem o kadınıda artık görmek zorunda kalmayacaktım. Gececi olmak güzeldi. Saat 11 olduğunda iş başı yaptım. Sabah 7 ye kadar restorantta boş boş oturacaktım. Çok nadir müşteri gelirdi o da sadece bir kaç yudum içki içindi. Saatler geçmiyordu. Oturmuş barda telefonla oynarken uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Saat gece 2 idi. Asansörden bir ses geldi. Kafamı uzatıp baktığımda gelenin bir müşteri olduğunu anladım. Ama asansörün önü karanlık olduğu için müşterinin yüzünü tam göremedim. Yavaş yavaş geldikçe başımdan aşagı kaynar sular döküldü. Gelen kişi odasını gösterdiğim kadındı. Ne işi vardı bu saatte burada? Bara gelip sandalyeye oturdu. Bana bakarak "Beer" demişti. Allah'tan bira istediğini anlamıştım. Kadına birayı verdikten bir kaç dakika sonra telefonum çalmaya başladı. Arayan kişi annemdi. Gecenin 2 sinde niye arıyordu ki? Kadın bana "Open" dedi. Telefonu açmamı istiyordu. Bende telefonu açtım bu saatte arıyorsa belki önemli bir şey olabilirdi. Telefonu açıp kulağıma getirdim "Efendim anne" dedim. Annem "Whatsapp'ta açıktın bende arayayım dedim. Nasıl gidiyor okulun?" diye sordu. Bende yalanlarıma devam ettim. Telefonla konuşurken kadın da bana bakıyordu. Konuşmayı kısa kesip telefonu kapatıp cebime koydum. Kadın elinde ki birayi bırakarak bana "Neden yalan söylüyorsun annene?" diye sordu. Şok olmuştum. Kadın türkçe konuşuyordu. Çok iyi değildi ama konuşuyordu. Kadına şaşkınlıkla bakarak "Türkçe biliyor musunuz, konuştuklarımı anladınız mı?" dedim. Kadın "Evet biliyorum" dedi. Kadına her şeyi anlattım. Bu şekilde yaptığımı ve bu durumun beni buraya getirdiğinden bahsettim. Kadınla resmen sabaha kadar konuştuk. Belki de benim mesaim bitmese konuşmaya devam ederdik. Daha sonra ertesi gün oldu ve kadın yine aynı saatte gelip tekrardan sabaha kadar konuştuk. Bana 28 yaşında olduğunu isminin Isabella ve Amerika'da yaşadığını söyledi. Isabella benden tam 9 yaş büyüktü. Ben 19 yaşındaydım o zamanlar. Gececi çocuk gelmemişti, bende tam 2 ay boyunca gececi olarak çalıştım. Bu 2 ay boyunca Isabella her gece geldi ve sabahlara kadar hep konuştuk. Benim sayemde Türkçesi bile gelişmişti. Normalde bir hafta kalması gerekiyordu ama 2.5 aydır bizim otelde kalıyordu. Sonunda gececi çocuk gelmişti. Müdür beni bu sefer sabah yerine akşama yazmıştı. Artık akşamcı olarak çalışacaktım. İsabella'ya son gececi olarak çalıştıgımda "Gececi çocuk geliyor artık onunla konuşursun" dedim. Bunu diyince sanki biraz üzülmüştü yada ben öyle zannetmiştim.
BÖLÜM 6 2 gün sonra akşamcı olarak çalışırken asansörden Isabella indi. Üzerine o kadar güzel elbise giyinmişti ki gözlerimi alamadım. Kalbim güm güm atmaya, nefesim hızlanmaya ve elim ayağım durduk yere titremeye başlamıştı. Garsonlardan birisi Isabella'dan sipariş almak için yanına gitmişti. Ben de o ara elimde ki boşları mutfağa götürüyordum. Aradan bir kaç dakika geçmişti ki garson yanıma gelerek "Olum masa 4 te ki kadın benim siparişimi o alsın" diyor. Nasıl alacaksın ingilizcen bile yok" dedi. Galiba türkçe konuşabildiğini benden başka bilen yoktu. Garsona "Ben alırım" dedim ve Isabella'nın yanına gittim. Allah'ım ne kadar güzeldi. Ama ben hiç umursamıyormuş gibi yaparak "Akşamları geldiğini bilmiyordum" dedim. Bana "Aslında bugün değişiklik olsun istedim" dedi. Isabella'nın siparişlerini aldıktan sonra servisini de ben yapmıştım. Restourant yemek servisi bitip gececi çocuk gelene kadar oturdu. Masadan kalkıp giderken elinde bir poşet gördüm taşımakta zorlanıyor gibiydi. Şefimize seslenerek ingilizce bir şeyler söyledi. Ardından şef bana seslenerek "Hanımefendinin elinde ki poşeti odasına kadar götür" dedi. Ulan nereden çıktı şimdi poşet, hiç uğraşmak istemiyordum. Gidip Isabella'nın elindeki poşeti alıp odasına kadar götürdüm. Odaya girdiğimiz de poşeti yere bırakıp "İyi geceler" dedim. Arkamı dönüp çıkıyordum ki beni kolumdan tutup yatağa itti. Yatakta öylece kalmıştım. Gidip kapıyı kapatıp arkadasını da kilitledi. Yanıma gelerek "Bunu daha önce yaptın mı?" diye sordu. Anlamıştım ama anlamamazlıktan gelerek "Neyi" dedim. "Sex"dedi. Kocaman gözleriyle gözlerime bakıyordu. Kekeleyerek "Benim gitmem gerek" dedim. Başladı dudaklarımdan öpmeye. Kalbim nasıl atıyordu anlatamam, ve o gece bakirliğimi kaybedip milli olmuştum. Üstelik bizim fabrikada ki müdürün kızından kat ve kat güzel bir kadınla birlikte. Ertesi gün aynı yatakta uyandık. Galiba Isabella'ya aşık olmuştum, kendimden 9 yaş büyük bir kadına. Bir kaç gün sonra beni annem aradı. Bana bağırarak ve ağlamaklı bir sesle "Bize nasıl yalan söylersin. Biz seni okul okuyor sanıyorduk niye bizi kandırdın. Baban birdaha buraya gelmesin benim öyle oğlum yok diyor" dedi ve telefonu yüzüme kapattı. Ögrendim ki Sedat'la birlikte otelde üzerimde garson kıyafeti varken fotoğraf çekinmiştik bu da instagrama atıyor ve kardeşim görüyor oradan da annem ve babam daha sonra Sedat'a ulaşıyorlar oda her şeyi söylüyor. Bir kaç defa annemle babama ulaşmaya çalıştım ama açmadılar bile telefonu. Daha fazla burada çalısamazdım belki babam buraya gelebilirdi o yüzden çıkmam lazımdı, birikmiş biraz param vardı bana bir süre yeterdi. Müdüre durumu anlatıp çıkmam gerektiğini söyledim. Zaten kış geliyordu işler düşecekti. Sen bilirsin dediler. Valizimi hazırlayıp otelin önüne geldim. Aslında Isabella'ya veda etmek istiyordum, ama yukarı çıkıp yanına gidemezdim. Bir kaç kere aramama rağmen telefonu da açmadı. Valizimle birlikte otelin karşısında oturuken kapıdan Isabella çıktı. Biraz sağa sola bakındıktan sonra beni gördü. Resmen koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı. Ağlamaya başladı. Kafasını geri çekip gözlerime bakarak "Neden işi bıraktın, nereye gidiyorsun?" diye sordu. Bende ağlayarak "Bilmiyorum" dedim. Birlikte bir kafeye oturup ona durumu anlattım. Bunun üzerine Isabella "Benimle gel Amerika'ya" dedi. Aslında Amerika'ya gitmek istiyordum bunu hayal etmiştim, araştırmıştım ama bu şekilde gideceğimi hiç düşünmemiştim. Kabul ettim. Isabella'ya aşıktım. Olay nereden nereye gelmişti. Sırf bir ygs puanı olayı nerelere getirmişti. Bana vize aldıktan sonra ilk defa başka bir ülkeye gitmiştim. New york'a ayak bastım. Isabella beni evine getirdiğinde ağzım açık kaldı. Villa gibi bir evi kapısının önünde son model arabalar. Bu arabaların daha kötüsü bile bizim mahalleden geçtiğinde şaşkınlıkla bakardık, şimdi bunlar benim karşımda duruyorlardı.
BÖLÜM 7 SON Aslında buraya gelmemin nedenlerinden biriside Annemle babamın beni merak etmesini istememdi. Özlesinler istedim. Isabella ile evlendikten sonra bana Amerika vatandaşlığı verildi. 3 yıl boyunca burada kaldım. Birde erkek çocuğumuz oldu. Kendimden tam 9 yaş büyük bir kadından, ama bir şey ögrendim. Aşkın yaşı yoktur. Bu zaman boyunca ne annemi ne de babamı bir kere bile aramadım. Bunca zamandan sonra ben karım ve çocuğum birlikte tekrardan ülkeme memleketime döndüm. Sırf annem babam ve kardeşim için. İstanbul'da Isabella'nın üzerine araba kiraladık. En güzel araba olsun istedim. Ehliyetim olmadığı için Çanakkale'nin köy girişine kadar Isabella sürdü. Köye ise ben girdim arabayla. İlk işim fabrikaya gitmek oldu. Hala yerinde duruyordu. Arabayla fabrikanın önüne geldiğimde gözlerim doldu. Hala orada birisi çöpleri atıyordu, bunca zaman babam aynı işi yapıyordu. Arabadan inip babama doğru yaklaştım. Beni fark edememişti. Babama "Kolay gelsin" dedim. Babam arkasını dönüp "Eyvallah çok" dedi ve sustu. Beni tanıdı, onunda gözleri doldu. Koşarak babama sarıldım. O balığın kokusu öyle anı doldurdu ki içimi. Babam başladı sormaya "Sen neden bizi hiç arayıp sormadın polise gittik. Senin Amerika'ya gittiğini söylediler. Ama başka bir şey yapmadılar" dedi. Arabaya doğru el işareti yaparak Isabella'yı çağırdım. Isabella yanımıza kucağında oğlum ile geldi. Oğlumu kucağıma alarak babama "Baba bak torunun" dedim. Babam şaşırarak baktı. 22 yaşında oğlunun evli olması hatta çocuk sahibi olması her insanın başına gelen bir şey değildi sonuçta. Daha sonra müdür ve kızı çıktı piyasaya. Bana "Oooo sen neredesin yahu?" diye konuştu. Kızı arkada ki arabayı üzerimde ki elbiseleri görünce kıskançlığı yüzünden okundu. Aslında bunun olmasını da çok istiyordum. Müdüre bakarak "Babam da istifa ediyor" dedim. Babama "Hadi baba eve gidelim artık çalışmana gerek yok" dedim. Bir şekilde babamı ikna edip eve götürdüm. Evde annem ve kız kardeşim ile özlem giderdim. Herkesin aklında bir soru vardı. Bunca zaman neredeydin ve bu kadın ve çocukta kimdi. Her şeyi tek tek anlattım ama Isabella' nın yaşını 24 diye bahsettim. Hala yalan söyledim. Isabella aslında 31 yaşındaydı ama yaşını hiç göstermiyordu. Bir kaç ay ailemin yanında kaldıktan sonra tekrardan evimize döndük. 6 7 ay sonra tekrardan gitmek istemiştim ama coranavirüs çıktığı için gidemedim. Ama iki gün önce tekrardan annem ve babamın yanındayım. Babama köyde ufak bir dönerci dükkanı açtık ve kendini geçindiriyor. Böylesi onun için daha iyi. Ben Isabella ile tanıştiğımda bana parasından hiç bahsetmedi bu kadar zengin olduğunu bilmiyordum. Ama Isabella bana hiç bir zaman nasıl bu kadar parası olduğundan bahsetmedi. Çok saçma belki ama gerçek bunlar. Bir otelde, birisine aşık olmak çok saçma. Yalanımın sonu buraya geldi. Normalde detaylara girseydim çok uzun olurdu. Malum telefondan yazıyorum. Her neyse siz siz olun yalan söylemeyin.
submitted by SnooTomatoes3856 to akagas [link] [comments]


2020.11.28 18:28 NeredeyseKafasizNick Sevdiğim kızı gece 4.47de gördüm...

şimdi ben içten pazarlıklı ve sinsi bir insan olarak, yaklaşık birkaç ay önce whatsapp'ta son görülmemi kapatmıştım. tabii bunu yapmamdaki bir başka sebep de o dönem ayrıldığım eski sevgilimi kudurtup meraklandırmaktı. gidip arkadaşlarına "kızım ezik yaa beni wp'dan engellemiş inanabiliyo musuun" demesine fırsat verecek değildim fakat whatsapp'a en son ne zaman girdiğimi de görmemeliydi işte. aklını sürekli meşgul etmeliydim öldüm mü kaldım mı meraklanmalıydı. of.
neyse bir ay kadar önce reddit üzerinden çok tatlı bir kızla tanıştım. süreç zaten belli; reddit'ten telegram'a oradan whatsapp'a, her şey olması gerektiği gibiydi yani. whatsapp'a geçince "niye son görülmen kapalı? mavi tık da çıkmıyo hayırdır?" diye sordu haklı olarak. tabii kıza söylemiyorum son görülmemi eski sevgilim yüzünden kapattım diye. yani çünkü bu hem çok ezikçe bir hareket hem de bak eski sevgilisini unutamamış demesin hakkımda. gerek yok. "insanların her daim birbirini takip etmeye ihtiyaç duyuyor oluşunu prensip olarak yanlış buluyorum. bazen işle ilgili önemli mesajlara bile bakmamam gerekebiliyor canım." şeklinde kıvırdım mevzuyu. bunun üstüne "iyi ben de kapatırım ki o zamaan" deyip o da kendi son görülmesini kapattı. mevzu da böylece kapanmış oldu.
neyse tabii kıza böyle söyledik ama ben de bi yandan kuduruyorum acaba benimle konuşmazken giriyo mu whatsapp'a, bana işim var deyip çıktıktan sonra başkasına bakmaya giriyo mu falan diye. çünkü karşı tarafın son görülmesi kapalı olunca ancak o sırada çevrim içiyse görebiliyosun. bunun takibini bi şekilde gerçekleştirmem gerekiyodu.
bu konuda aksiyon almam elzem olunca derhal gidip "kim kimi koparıyo kendi payının amına koyim *ateş emoji" isimli erkek whatsapp grubumuzda olayı gündeme getirdim. broculuk esaslarına gönülden bağlı dostlarım da benim için saatlik nöbet tutmaya razı geldiler. plana göre benim uyuduğum saatlerde bizim çocuklar birer saatlik nöbetlerle kızın whatsapp'a girip girmediğini kontrol edecekti. kızın profilini yana atıp çevrim içi olduğu an bana mesaj geçeceklerdi.
"neyse hadi ben yatıyorumm güzel rüyalar dile bakıyım nana bana*"
işte kızdan bu mesajı aldığım gece planı uygulamam için müthiş bir fırsattı. "uykun ağırdır senin, gece uyanmazsın di mi" diye sorduğumda kız hemen "beni biliyosun yaaa başımı yastığa koyarım anca sabah kalkarım ben rüya bile görmem kii" diye atlamıştı. eğer gece whatsapp'a girecek olursa tüm kozlar elimdeydi.
tahmin edeceğiniz üzere kız whatsapp'a 5 buçuk gibi girdi. hem de henüz yatalı 2 saat bile olmamıştı.
kızmadım ona, gayet vakur bi şekilde "neden yaptın bunu?" diye sordum ertesi gün. utandı. sesi titriyordu telefonda. "ben, ben özür dilerim" diyebildi sadece.
bi şey söylemeden kapattım telefonu, engelledim kızı ve sonra da bir hüzün 31'i patlattım...
submitted by NeredeyseKafasizNick to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.28 18:27 NeredeyseKafasizNick sevdiğim kızı gece 4.47de çevrimiçi gördüm...

şimdi ben içten pazarlıklı ve sinsi bir insan olarak, yaklaşık birkaç ay önce whatsapp'ta son görülmemi kapatmıştım. tabii bunu yapmamdaki bir başka sebep de o dönem ayrıldığım eski sevgilimi kudurtup meraklandırmaktı. gidip arkadaşlarına "kızım ezik yaa beni wp'dan engellemiş inanabiliyo musuun" demesine fırsat verecek değildim fakat whatsapp'a en son ne zaman girdiğimi de görmemeliydi işte. aklını sürekli meşgul etmeliydim öldüm mü kaldım mı meraklanmalıydı. of.
neyse bir ay kadar önce reddit üzerinden çok tatlı bir kızla tanıştım. süreç zaten belli; reddit'ten telegram'a oradan whatsapp'a, her şey olması gerektiği gibiydi yani. whatsapp'a geçince "niye son görülmen kapalı? mavi tık da çıkmıyo hayırdır?" diye sordu haklı olarak. tabii kıza söylemiyorum son görülmemi eski sevgilim yüzünden kapattım diye. yani çünkü bu hem çok ezikçe bir hareket hem de bak eski sevgilisini unutamamış demesin hakkımda. gerek yok. "insanların her daim birbirini takip etmeye ihtiyaç duyuyor oluşunu prensip olarak yanlış buluyorum. bazen işle ilgili önemli mesajlara bile bakmamam gerekebiliyor canım." şeklinde kıvırdım mevzuyu. bunun üstüne "iyi ben de kapatırım ki o zamaan" deyip o da kendi son görülmesini kapattı. mevzu da böylece kapanmış oldu.
neyse tabii kıza böyle söyledik ama ben de bi yandan kuduruyorum acaba benimle konuşmazken giriyo mu whatsapp'a, bana işim var deyip çıktıktan sonra başkasına bakmaya giriyo mu falan diye. çünkü karşı tarafın son görülmesi kapalı olunca ancak o sırada çevrim içiyse görebiliyosun. bunun takibini bi şekilde gerçekleştirmem gerekiyodu.
bu konuda aksiyon almam elzem olunca derhal gidip "kim kimi koparıyo kendi payının amına koyim *ateş emoji" isimli erkek whatsapp grubumuzda olayı gündeme getirdim. broculuk esaslarına gönülden bağlı dostlarım da benim için saatlik nöbet tutmaya razı geldiler. plana göre benim uyuduğum saatlerde bizim çocuklar birer saatlik nöbetlerle kızın whatsapp'a girip girmediğini kontrol edecekti. kızın profilini yana atıp çevrim içi olduğu an bana mesaj geçeceklerdi.
"neyse hadi ben yatıyorumm güzel rüyalar dile bakıyım nana bana*"
işte kızdan bu mesajı aldığım gece planı uygulamam için müthiş bir fırsattı. "uykun ağırdır senin, gece uyanmazsın di mi" diye sorduğumda kız hemen "beni biliyosun yaaa başımı yastığa koyarım anca sabah kalkarım ben rüya bile görmem kii" diye atlamıştı. eğer gece whatsapp'a girecek olursa tüm kozlar elimdeydi.
tahmin edeceğiniz üzere kız whatsapp'a 5 buçuk gibi girdi. hem de henüz yatalı 2 saat bile olmamıştı.
kızmadım ona, gayet vakur bi şekilde "neden yaptın bunu?" diye sordum ertesi gün. utandı. sesi titriyordu telefonda. "ben, ben özür dilerim" diyebildi sadece.
bi şey söylemeden kapattım telefonu, engelledim kızı ve sonra da bir hüzün 31'i patlattım...
submitted by NeredeyseKafasizNick to KGBTR [link] [comments]


2020.11.28 11:02 fragmanlife arka sokaklar 567 bolum tanitimi seyret

arka sokaklar 567 bolum tanitimi seyret Arka Sokaklar 567. Bölüm İzle; 27 Kasım Cuma akşamı 567. Bölümüyle ekrana gelen Arka Sokaklar’ın 567. Bölümünü tek parça ful izlemek için detaylar haberimizde! Arka Sokaklar 567. Bölüm İzle; Başrollerinde Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Özgür Ozan, İlker İnanoğlu ve Oya Okar’ın rol aldığı yılların eskitemediği Arka Sokaklar bu akşam saat 20.00’da 567. Yeni bölümüyle Kanal D’de ekranlara geliyor. Televizyon kanallarında en uzun soluklu dizilerden biri olan ve yayına başlayalı tam 13 sene olan Arka sokaklar ilk bölümündeki heyecan ve reytingle yayını devam ediyor. Her bölüm ayrı bir hikayeyle İstanbul’un arka sokaklarında yaşanan kanunsuzlukları önlemeye çalışan bir ekibin hikayesinin ele alındığı dizi bu akşam yine heyecanlı bir bölümle ekranlara geliyor.
ARKA SOKAKLAR SON BÖLÜMDE NELER YAŞANDI? Arka Sokaklar’ın yayınlanan son bölümü heyecanla takip edildi. Dizinin son bölümünde Servan ve adamları Rıza Baba’nın evini kundaklayarak içerdeki herkesin canlı canlı yanması için çalışırken aynı zamanda dışarı çıkanları da öldürmeyi planlamışlardır. Ancak Engin ve ekibi yanan evde toplanmışlardır ve Servan’ın adamlarıyla çatışmaya girerler. Diğer bir ekipte içerdekileri yanmaktan kurtarmaya çalışmaktadırlar. Bu olayların sonunda Rıza baba’nın tek arzusu artık Servan’ın canlı yakalanmasıdır.
Arka Sokaklar 567. Bölümde Seyirciyi Neler Bekliyor? Son bölümde evi yanan Rıza Baba emeklilik dilekçesini Engin’e bırakmış ve yeni evinde emeklilik hayatının tadını çıkarmayı planlamaktadır. Rıza, Ayla, Ali, Pınar ve çocuklar yeni evlerine yerleşip alışma telaşındadırlar. Bu sırada tüm ekip atlattıkları tehlike sonrasında bir kez daha güçlü bir şekilde bir araya gelmiş ve yeniden kenetlenmişlerdir. Ekip bu sırada Rıza Baba’nın emeklilik istediğini kabul etmek istemez ve Rıza Baba’yı bu durumdan nasıl vazgeçirebileceğinin planlarını yapar. Öbür taraftan Engin’e kız isteme zamanı gelmiştir. Engin kız istemesi için Rıza Baba’yı ikna etmeye çalışır. Rıza Baba Başak’ın babası İhsan bey’in kapısını çalar. Bu arada son zamanlarda oldukça zor zamanlar geçiren Mesut yeniden alkole başlamıştır ve Tunç babasının alkole başladığını Selin’le paylaşır. Selin Mesut’la bu durumu konuşmak istese de Mesut duyarsız ve katıdır. Bu arada yakın bir ilde meydana gelen deprem sonrası yardım malzemelerinin çalındığı ihbarı üzerine ekipteki Ezgi olaya müdahale etmeye karar verir. Bu arada ekip’in baş belası haline gelen Servan hala yaşamaktadır ve nerede olduğu bilinmemektedir. Bu durum ekibin canını sıkmaktadır.
Arka Sokaklar 567. Yeni Bölümüyle bu akşam Kanal D’de ekranlara geliyor.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.27 21:44 thealienteen olum bu karılara kim duygusal varlıklar dedi hepsi o kadar taş kalpli ki insanı ayakta sikiyorlar aq

Lan sizin ona platonik şeyler hissettiğinizi o kadar iyi biliyorlar ki ona rağmen ellerinde tutmak için alttan alttan flörtleşip size umut verip 1-2 iltifat alıp günü kapatıyorlar ohh kısa günün karı amk. Erkeklerden karılardan daha insandır, bi kere insan harcamayız amk. Aldatma yüzdelerine bakın en fazla aldatan kadınlardır. Sizin daha iyi versiyonunuzu bulduklarında arkalarına bakmadan koşarlar diğer adama, daha iyisini bulduklarında ona da aynı şeyi yaparlar ha. Bu yazdıklarımı bi kız okusa “ben onlardan değilim” der ama bilmez ki bunu her okuyan kız zaten kendini çoktan akladı bile. Ha bu arada benden hoşlanıyor mu diye kendi kendinize söylendiğiniz kız var ya sizin gibi 3-5 erkeğe daha bu soruyu sordurtuyor çünkü bu karıların olayı bu kardeşim. 3-4 gün yazma neden yazmıyorsun diye söylenir yazdığın ilgi gösterdiğin zaman da hemen üstünlük kurup soğuk yapmaya başlar insana kafayı yedirirler bunlar. Annen kız kardeşin ananen hepsi aynı amk hepsi bu dediklerimi yapar. Sakın ola ki bu karılara güvenmeyin her libidonuz yükseldiğinde ve söz geçiremeyip karının birine ilgi göstermek istediğinizde bunu okuyun
submitted by thealienteen to KGBTR [link] [comments]


2020.11.27 06:28 fragmanlife sol yanim 1 bolum tanitimi seyret

sol yanim 1 bolum tanitimi seyret Star TV'de 26 Kasım Perşembe günü ilk bölümüyle yayınlanan Sol Yanım 1. bölüm izle! Sol Yanım ilk bölüm tek parça ve full hd kalitesinde izlemek için detaylar haberimizde! Son zamanların en çok merak edilen televizyon projelerinden biri olan BKM imzalı Sol Yanım dizisi 26 Kasım Perşembe günü ilk bölümüyle Star TV'de yayınlandı.
Entikalarla dolu ilk bölümün ardından diziyi izleyemeyen veya tekrar izlemek isteyenler Sol Yanım 1. bölüm izle ve ilk bölüm izle araması yaparak yeni bölüme ulaşmaya çalışıyor. Sol Yanım konusu ne? Oyuncu kadrosunda hangi isimler var? İlk bölümünde neler oldu? İşte detaylar!
SOL YANIM 1. BÖLÜM DETAYLARI Başrollerini Özge Yağız, Tolga Mendi, Cemre Baysel, Emre Bey, Defne Samyeli, Cansel Elçin'in paylaştığı Sol Yanım dizisinin ilk bölümünde yaşanacaklar!
Serra (Özge Yağız), okul hayatında başarılı, ailesine karşı sorumluluklarının bilincinde ve hayatın gerçekleriyle çok küçük yaşta tanışmak zorunda kalan genç ve güzel bir kızdır. Gönlünü Kutlusay Ailesi'nin genç ve yakışıklı vehiahtı Selim'e kaptırmıştır. Selim'in (Tolga Mdi) görkemli yaşamının yanında mütevazi bir hayata sahip olan Serra, Selim'i ailesiyle tanıştırır.
Normal yaşamında da başarılı bir kız olan Serra, Selim'in ailesinin sahip olduğu Kuzey Üniversitesi'nde burslu okumaktadır. Selim için ise Kuzey Üniversitesi aile baskısından başka birşey değildir. Serra ve Selim'in hikayesinin konu alındığı Sol Yanım dizisinde izleyenleri bol entrikalar bekliyor.
SOL YANIM 1. BÖLÜM İZLE SOL YANIM İLK BÖLÜM İZLE Perşembe akşamlarının yeni dizisi Sol Yanım 26 Kasım Perşembe günü saat 20:00'da Star TV'de izleyiciyle buluştu. Ekranlara yeni soluk olmaya hazırlanan dizi izleyiciden tam not almayı başardı. Sol yanım ilk bölüm izlemek isteyenler arama motorlarında Sol Yanım 1. bölüm izle araması yaparak ilgili bölüme ulaşmaya çalışıyor. Dizinin ilgili bölümüne yukarıdaki bağlantıdan veya Star TV'nin resmi internet sitesi "https://www.startv.com.tdizi/sol-yanim" bağlantısı üzerinden ulaşabilirsiniz.
SOL YANIM 1. BÖLÜM REYTİNGLERİ Televizyon yapımların sürekliliği için en önemli etken olan reytingler merak ediliyor. Sol Yanım 1. bölüm reytingleri 27 Kasım Cuma günü saat 10:00'da belli olacak. Sonuçları öğrenmek için bu sayfayı ziyaret etmeyi unutmayın!
Sol Yanım her Perşembe saat 20:00’da Star TV’de!
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.26 13:30 Nerdeo Lol Salak İnsanlar Listesi

lol gerizekalı listesi
  1. İsmine Türk Yazanlar
  2. İsmine Tr Yazanlar
  3. Youtuber ismi koyanlars
  4. İsmine Pyke Koyanlar
  5. İsmine Kral yazanlar
  6. ismine king yazanlar
  7. ismine kayn koyanlar
  8. The Fallén Angel koymuyanlar
9.ismi Ciri Of Cintra olanlar
zegab10
  1. İsmine Yuumi Koyanlar
  2. ismi holyplayboycu olanlar
  3. ismine Suikastci veya ninja koyanlar
  4. olafplayer69
  5. Hz yasuo olmayıp ismini Haşmetli Yasuo gibi şeyler koyanlar
  6. Anime Karakteri veya bir Dizi karakteri'nin ismini koyanlar (örnk: Light Yamagi, Kuzey Tekin Oğlu)
  7. ismine 31 ekliyenler
18 yaşınd altında mercedes
  1. İsmine Kata koyanlar (bna göre yarısı mal)
  2. Yeni Hero İsmi Koyanlar (baktım rell die isim vamrış onlarda belk maldır)
21 savage, diyar bakır
  1. İsmine cc koyanlar (vatan kurtaruldu)
23.undefined
  1. Chatden kızlara asılmaya çalışanlar
  2. Am guardlık yapanlar
  3. Auto Fill Lux Supp oynuyanlar
  4. azir oynuyamıyor diye ona rep dienler
  5. yuumi zor çar
  6. yuumi maimim övünmem greek
  7. sorakaya tutuştur atmıyanlar
31 çek çek çek çek çek çek çek çek çek çek
  1. sorakaya hiç warmog almıyanlar
  2. Mid Farkı
34.birini öldürdükten sonra öl oc, mal, kolaysın, easy, yat aşşağı yazanlar
  1. chata 31 yazanlar ve buna gülenler
36 başkent 06 kruzuberg
  1. ismine Tek ve yemek hakkında bişeyler yazanlar
  2. golda stucklanarak çıkıp silverlerla dalga geçenler
39.boostlanıp bronzlarla dalga geçenler
40 YAPAR!
  1. late gamede etkili olan bota gang gitmemekte ısrarcı olan jung
  2. çöp hareket yapsada ctrl 6 basanlar
  3. Her el s almasını arkına anlatanlar
  4. support yuumi'nin top lane ile pre olması (adc ne yapsa yine mal o yum)
  5. e-kız'ın ismine benzer isim koyanlar
46.yone veya yasuo ile alakalı isim koyanlar
  1. chate oyun başlar başlamaz sa yazanlar
  2. bir kere bile oyuna başlarken "İyi Oyunlar!" yazmıyanlar
  3. Mid'in ss'ini görüp hala lanede durup ölenler
  4. First time supların oynadığı bc yi mainliyenler
submitted by Nerdeo to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.25 22:20 MRmEaseeks Piyano Sesi

4 sene önce, dünyanın en kasvetli evi diyebileceğimiz bir apartmanda oturuyorduk. öyle ki binanın girişi bile tersti, eve girmek için etrafını tavaf etmeniz gerekiyordu. bahçesi falan da hep karanlıktı. evi yapan adam, ev sahibimizdi. yan dairemizde oturuyordu. kafadan sakat bir adamdı, tersi pislerden. o yüzden pek bulaşmamaya çalışıyorduk. zaten toplam altı daire vardı, birinde ev sahibi, birinde biz, birinde de topal bir hacı teyze oturuyordu. diğer dairelerse boştu.
adam biraz fazla dindar olduğu için, evi kendi zevkine göre planlamıştı. yatak odasının yanında abdest alınabilmesi için, saçma bir musluk vardı, tam koridorun orta yerinde. annem onu bir şekilde kamufle etmişti. ama o koridorun ışığını bir türlü kapatamıyorduk. düğmesi o musluğun yanındaydı ve kapattıktan bir müddet sonra sürekli atıyordu. tırsıyordum da çaktırmıyordum.
ev aşırı büyüktü, odaları çok genişti. ablamla aynı odada kalıyorduk. bir gece uykumdan uyandığımda piyano sesi duydum. kim dinliyorsa sesini kıssın la uyuyoz burda dedim içimden, geri uyudum. bir kaç gün sonra yine, aynı saatlerde duydum, kimsede piyano olmadığı için biraz tırstım, ama yine geri uyudum. sesin kayıt olmadığına emindim, çok canlı geliyordu.
bir gün okuldan eve geldim, evde kimse yok. odama girdim. yattım falan, takılıyorum. ablamın yatağının tarafından çok derin bir nefes sesi duydum. afalladım bir an, yaklaştım. çok koşmuş da nefes nefese kalmış bir kadına ait gibi, sürekli devam ediyordu. o an nasıl bir psikolojiyse ipodu kaptığım gibi salona geçtim. son ses in flames dinleyip bağırarak söylediğimi hatırlıyorum duymamak için. bu olay en az 20 kere tekrarlamıştır ve her seferinde eve biri gelene kadar bağır çağır müzik dinledim. zaten biri geldiyse odama girdiğim an her şey normalleşiyordu. kafayı yedin diyordum kendime. kimseye de bir şey çaktırmadım süzük kız damgası yememek için.
neyse biz taşındık ordan, dokuzuncu kata über aydınlık bir eve çıktık. sonra "ay o evde ne kasvetliydi ha" konuşması yaparken ablam, piyano olayını anlattı. o benden daha çok bozmuş kafayı. saatiyle dakikasıyla her gece aynı melodiydi diyor. sonra yatağının olduğu duvardan nefes sesi geldiğini söyledi. sadece yalnızken oluyormuş ona da.
neyse ki kafayı yememişim, teşekkürler.
-wittgenstein in yedinci cümlesi
Başlık: Sözlükçülerin Başından Geçen Doğaüstü Olaylar
submitted by MRmEaseeks to KGBTR [link] [comments]


2020.11.24 20:47 Alpercetil Underage eşcinsel olmaya karar verenler için hayat tavsiyesi ( Sürprizli )

14 yaşındasın, daha beyin olarak bile olgunluğa erişmiş değilsin. Ben insanın aklı başına gelmeden önce sevgili yapmasına karşı biriyim, sense daha 14 yaşında her şeyi çözmüş, bitirmiş, ailene söyleyecek düzeye gelmişsin (!).
Bak küçüklükte müthiş miktarda sosyal insanlara özenirdim ama hiç onlar gibi olamadım, sadece yanımda oturan birkaç kişi ile arkadaşlığım oldu. Ben bu asosyalliğin ömür boyu gideceğini düşünüyordum; hep hayatımı o şekilde sürdüreceğimi, iş hayatında bile yalnız olacağımı düşünürdüm. Bu dönem 12 -15 arası falan oldu. O dönemler derslerim fena değildi ama müthiş bilgisayar bağımlısıydım. İnci sözlüğü falan takip ediyordum tam liseye geçtiğim dönemler. Orada da genelde " bizim okulda bir kız var nasıl düşürürüm " ya da "Muhabbetinizi nasıl geliştirirsiniz " tarzı başlıklar vardı. Biraz onların gazına gelerek biraz da Haluk tatar gibi kişisel gelişim hocalarının gazına gelerek asosyalliğimi bitirmem gerektiğine karar verdim. Bu değişim tam 1 yılda oldu bitti. Her şey çevresi geniş birisi ile tanışmam ile başladı, sonra da bütün okulla tanışmama kadar gitti. Bu asosyalliği yenmemi örnek verme sebebim; henüz küçükken ve hayatı daha öğrenememişken hayatın geri kalanının böyle gideceği, asla diğerleri gibi olamayacağına karar vermen, tam anlamıyla hayatını kaydırır. Her şey değişebilir, geri dönülemiyen hatalar yapma. Ve seni üzmek istemem ama 14 yaşındasın, bi bok değilsin. Değişik havalara girme. Bunlar da son cümlelerim olsun: Daha ne bok olduğunu bilmiyorsun, katalogdan renk seçer gibi cinsiyet seçiyorsun. Sanalikada cinsiyet seçiyor sanki amına koyayım. femboy ile trap arasında bir şey ne lan? porno sektörü 50 çeşit fetiş uydurmuş sen de " acaba femboy muyum yoksa götveren ibne miyim ? " Diye kafana takıyorsun. Önde sallanıyorsa erkeksin yoksa kadınsın bu kadar.
Kamu spotu : Çocuğunuza porno izletmeyin
submitted by Alpercetil to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.24 17:29 siuur Beyler toplanın. Özellikle master amcılar,aktif seks hayatı olan abilerim,ustalarım

Öncelikle anlatacaklarımı ve derdimi aramızda kalacağına inanarak siz abilerim,ustalarımla paylaşıyorum. Bu genç kardeşiniz,o mutlu günü, o hepimizin beklediği kutlu günü, o harika zevki, o en büyük günahı dün işledi. Her şey harikaydı.9 aydır beraberiz o nu deliler gibi seviyorum. Benim esmer beyaz tenli minyon sevgilim. Neyse burayı geçelim. Sonuçta benim hayatım da ilk kez işlediğim bu günahı siz kim bilir kaç kez . Ooohhhooo ooo. 
Sevgili ustam,abim, Buraya kadar herşey çok guzeldi ama bazı sorunlar daha doğrusu sorumlar bugün kafam yerine gelince ortaya çıktı. Sevgilim bakire olduğu için sadece arkadan yapabileceğimizi söyledi - ayıptır söylemesi o da olmaz sadece elimi sikebilirsin dese ona da razıydım ya neyse- havalara uçmuştum benim çavuş ilk kez bi kızın vücuduna girecekti. Hemen gittim kayganlastirici aldim Büyük boy çilekli prezervatif aldım - taam benim ki o kadar büyük değilse de- (16cm). Dün geldi işte detay vermiyim biz seviştik fln o da ilk kez biriyle oluyordu sonucta heyecanlıydık, inanirmısınız kız çığlık felan bile attı tıpkı pornolarda ki gibiydik.
Ama bugün çantamda ki kayganlaştırıcı bizimkilerin eline geçmesin diye atmaya karar verdiğim de şok oldum. Ben o heyecanla kayganlaştırıcıyı kızın götüne de, sikime de sürmeyi unutmuştum. Ben de Oturup düşünmeye başladım, kız zorlanmadan almıştı sikimi öyle aman aman çığlıkta atmamıştı. 2 saattir düşünüyorum yoksa sevgilimi benden önce başkası sikmiş olabilir mi?????
submitted by siuur to KGBTR [link] [comments]


2020.11.24 13:36 LegacyOfDepression Bu vücut çalışanlar neden mal mk?

Bugün spor salonunda , Kaslı bir çocuk 6 aydır platonik aşk yaşadığı kızı, Cılız ama piç bir çocuğa kaptırınca deliye döndü mk. Çocukta tip kötünün iyisi ağzı laf yapıyor.
Çocukla kızın önüne geçip, 100 kilo basmalar falan, Donuz gibi koşup agh agh diye inlemeler...
En sonunda kızın yanına gidip, Seni rahatsız mı ediyor dedi. Tabi kız bunu fena gömdü mk. Kaslı çocuğun tip ortalama ama 24 yaşında bir ergen kafası var.
Bu Kamile benzer kaslılar hep böyle kasıntı 2 kelimeyi bir araya getiremiyor. ( İstisnalar var )
Bende spor yapıyorum ama bunlar, Sanki ellerinde hiç bir şey yokmuş gibi yapıyor.
Her spor salonunda olan, Kaslı AMA mal bir tip vardır.
Bu salak ile geçen hafta Beyoğlunda bir bara gittik....
Ne bir yudum bira içti, Ne patates yedi, Nede dans etti.
Yürüyüşü görsen sanki Kratos amk. Bunun arkadaşlarıda hep böyleler. Bir ara bende böyle oluyordum şükür çabuk atlattım.
submitted by LegacyOfDepression to KGBTR [link] [comments]


2020.11.23 16:18 westfalenz Lib right olarak çözüm önerileri...

Öncelikle uzun bir yazı olacak bunu belirteyim. kendini lib-right olarak tanımlayan biri olarak fikirlerimi yazayım. Her türlü tartışmaya ve karşıt fikre tamamen açığım.
Eğitim
Ben üniversite okudum devlet bana is vermek zorunda kafasına karsıyım. İssizlik maası, ücretsiz saglık sigortası da istemiyorum, ücretsiz eğitim ya da kitap istemiyorum. Köklü okullar hariç üniversitelere tamamen ozel ve paralı olmalı hatta. sadece alanında ciddi basarı gösteren öğrencilere üniversiteler burs vermeli, bu konuda kararı sadece üniversiteler devletin baskısından bağımsız bir şekilde bireysel olarak uygulamalı. Yani üniversite eğitiminin nitelikli hale gelmesi üniversiteye girişin sanki ortaokuldan liseye geçiş gibi standart bir halde olmasının önüne geçilmeli. Bunun da en büyük yolu merkeziyetçi sınavları ortadan kaldırmaktan geçiyor. Sırf oturup cumhuriyet dönemi eser yazar ezberi yaptı diye bi adamın üniversiteye yerleşmemesi gerekiyor. Türkiye'de son yıllarda her ile bir üniversite mottosuyla yayılan üniversite eğitiminin yaygınlasıp değersiz hale gelmesine dur demek şart. Bu konuda devlet, öğrenci, öğrenci ailesi ve okulun yapıldığı yerdeki yerel halk ortaklaşa bir şekilde ülkeye dinamit atıyor. Devlet memnun çünkü üniversite açtık, bölgesel gelişime katkı verdik diye elini güçlendiriyor, öğrenci memnun çünkü ailesinden kopmak için birebir bir fırsat, özgür bir ortam o dönemde gençlerin uzun vadeli problemleri ertelemesine yol açıyor. Aile zaten çocuğum memur olsun, üniversite okumak şart kafasında. Yerel halk desen hangi araziye kaç katlı apartman dikerim daire x kira kafasında. Yok olan ise koskoca bir genç nüfusun hiç uğruna heba edilmesi. Üniversite öğrencisi sayımız korkunç derecede yüksek ve Türkiye'nin bu kadar lisans mezununu istihdam edecek gücü yok. Üniversiteler artık gençlerin işsizlik erteleme aracı olmaktan çıkmalı. Bunun da tek şart üniversiteleri paralı hale getirmek. Üniversiteye gitmenin bir bedeli olmalı. Bir bedeli olmalı ki artık üniversite nitelik kazansın. Başarılı öğrenciler önceki öğrenimlerinin değerin farkına varsın. Bu sayede lise ve ortaokul nitelik kazanır çünkü üniversiteler kendi uygulayacağı yeterlilik sınavları gibi daha önceki öğrenimi de tanıyacak. Eğer ki hiçbir kriteri sağlayamayıp burs ya da herhangi istediği bir bölüme yerleşemeyen kişi varsa Vakıf okullarına katılabilir ya da parasını ödeyerek bu eğitim hizmetini satın alabilir. Nitekim ciddi bir birikimle satın aldığı bir eğitimde bu kişi daha başarılı olacak ve eğitim süreci boyunca çok daha üretken olacaktır. Yüksek öğretime geçerken tanınan onceki öğretim basarısı mesleki eğitim ve liselerin gelismesinin ve eğitim kalitesini arttırmanın tek yolu. İnsanları olabildiğince çabuk bir şekilde ekonomik gelir elde etmesine yönelik politikalar güdülmeli. İşsizlikle mücadelede hedeflenmesi gereken en kalıcı çözüm bireyleri olabildiğince finansal açıdan bağımsız ve üretime katılabileceği şekilde hazırlamak. Ellerine diploma diye Türkiye'de toplam istihdam alanı 5000 i geçmeyen sektörlerde yılda onbinlerce mezun vermek değil... İşadamları daha çok üniversite kurmalı ve piyasanın ihtiyacına göre işleyeceği nitelikli personeli, piyasanın talebine göre dengelemeli. Bu şekilde ancak firmalar istedikleri nitelikte çalışanı yetiştirip dengeli bir kontenjan oranıyla üniversite eğitimini nitelikli hale getirebilir.
Bugün herkesin eleştirdiği market fiyatlarındaki en büyük artısın sebebi de yine memur zihniyetidir. Elinde dededen kalma dönüm dönüm tarlaları olan adamlar bile gidip memur olma pesindeyken o ülkede domatesin fiyatı 15 liraya da cıkar. Git ABD'nin en düşük gelirli eyaletine (mesela Alabama) kapıları cal ve halka domates fiyatı diye sor, adamlar neden bahsettiğini bile anlamazlar cünkü sıfır enflasyon sıfır faiz domates hep aynı fiyattadır. ABD'de en az konusulan koulardan biri tarımdır cünkü zaten GSYIH icindeki payı ve istihdam oranı makinelesme ve teknoloji ile birlikte cok düsüktür. Liberal-kapitalist ekonomi yerine devlete tapıcı memur zihniyetin oldugu yerde neolitik cagdan beri uygulanan tarımı bile beceremeyen topluma dönüsürler . Sonra burda sevimli sevimli gencecik heidi gibi kızların Avusturya'da inek sağdığı videoları atarsın.Evet cünkü o ülkelerde o kız gidip bir üniversite okuyayım da polis olayım, asker olayım ya da belediyede calısayım demiyor. Bunu diyen olursa da bunu yapmak da serbest ama bir bedeli var... Memur tapıcılıgını bırakıp girisimciligin yükseldiği bir ülke şart.
Liyakat
Liyakatın tek temeli sonucunda elde edilebilecek ekonomik kardır. Ancak ucu kar etmeye dokunan bir kurulusta liyakattan bahsedebilirsiniz. Devletin kontrol ettiği her türlü isletme sonucunda liyakatsız secim ve torpile en nihayetinde yozlasmaya ve zarar etmeye mahkumdur. Torpil,kar amacı güden şirkette dönmez. Diyelim ki benim bir özel okulum var ve matematik öğretmenine ihtiyacım var. Ben gidip dış tıcaret mezunu amcamı sırf ben yaparım dediği için o okula koyarsam iki gün sonra veliler kapıya gelir, öğrenciler memnun olmaz, basarı ciddi manada düşer ve benim isletmemi kimse tercih etmez. O zaman gider pasa pasa bu isten anlayan matematik öğretmeni alırım. Cünkü kurdugum isletmenin varlıgını sürdürmesi buna baglı. Devlette ise kim benim varlığımı sürdürmek icin gerekli oy potansiyelini sağlıyorsa onu kayırırım. Zira devlet kurumunda kar olmadığı icin öğrenciler basarısızmıs, pi de sondan 3. olmus ülke benim umrumda bile olmaz cünkü kafamdakı en büyük hedef koltugumu korumak olur. Bir güzel benim partime üye adamı kayırır yerlestirir yıllarca beslerim. Bir tane de 1 ay tarih videosu izleyerek yaptıgı ezberle gecinilebilen bir sınav koyarım ki bakın sonucta sınav var diye kılıf uydurayım. Liyakatı ben sağlayacağım diyen her türlü siyasi olusuma karsıyım.
Hayatımda hicbir zaman devlet hastanesinde diş bile çektirmedim, zaten cektiremiyoruz da. 6 ay sonraya gün veren hastaneler dolu memleket. Devletin bedavaya sağlayacağı bir hizmetten fayda bekleyen zihniyete karşıyım.
Ozel sektor desteklenmelidir, bu zorunluluktur. Ekonomik olarak right-wing olmayıp da gelişebilen bir ülke yoktur dünyada. Ozel sektörün büyümesi ve küresellesmesi sarttır. Üretimin yegane saglayıcısı ozel sektördür. Devletin üretimle ya da istihdamla işi yoktur. Kontrol mekanizması olarak devrede olmalıdır. ABD gösterdi ki güclü özel sektör yüksek üretim, yüksek üretim güçlü bir GSYIH, bu da mal ve hizmetlerin ucuzlasması ve yaygınlasması, herkesin alabileceği seviyede olması demek. Devlet yardımı değil, kendi emeğimle sağladığım yüksek alım gücü istiyorum. Bunun da tek koşulu ülkede küresel piyasada etkili olan ve katma değer üreten, rekabetçi bir özel sektör... Özel sektör istihdam sağlar, rekabetçi piyasada devamlılığını sağlayabilmek için ihtiyacı olan personele yüksek rakamlar öder, istihdam sağlar ve devletin sırtındaki kamu maliyeti yükünü alır. Devlet de bunun sonucunda bireyin önündeki en önemli engel olan vergileri düşürür. productivity artar.
Türkiye'de özel sektör güçsüz. bü yüzden sartları genel olarak olumlu değil. Bunun nedeni kapitalizmin kötü olması değil, Türkiye'deki serbest piyasanın ve özel sektörün yeterince güclü olmaması ve desteklenmemesi. Alım gücünün düsük olmasının sebebi emege gösterilen talebin az olmasıdır... Üretim olabildiğince arttırtılmalıdır ki bunun sonucunda emege ihtiyac duyulsun ve emek değerlensin. Özel sektörde calısan insanın ikinci sınıf vatandas muamalesi görmesine karsıyım. Kendi kendini istihdam edebilen vatandaşın kazancından kesilen vergilerle maasını ödediği kamu personeli tarafından hor görülmesine karşıyım. İnsanların üzerindeki devlet memurluğunun tek kurtulus olduğu yönündeki zihniyete karsıyım. Türkiye'dek sirketler Amerikan şirketleriyle karsılastırıldıgında mahalle bakkaliyesi gibi kalıyor. Bu kurumların size tatmin edici bir ücret ve iyi calısma kosullarını sağlayamaması bunu yapabilecek piyasanın olmamasından kaynaklanıyor. Ülkede özel sektörde calısan ve isverenin kosulları iyileştirilmelidir.
Sadece ve sadece bireyin ekonomik gelişimini ana hedef noktası yapan,liberal bir oluşumun taraftarıyım. Model olarak aldığım ülke ise ABD.
Dipnot: kabaca 600 usd kazanan lisans mezunu ve mesleki yeteneginden doğan emek sonucu elde ettiği gelir ve akıl sermayesi dışında hicbir sekilde baska geliri olmayan biri
submitted by westfalenz to svihs [link] [comments]